Kuluçkaya Yatan Fil
Güzelliği ile övünen bir tavuskuşu varmış,bir gün yumurtlamış ve kuluçkaya yatmış.Nedense kuluçkaya yatmak onu sıkmıştı.Ne yapsa ne etse de bir an önce şu durumdan kurtulsa ve bir başkası onun yerine yatsa …
Tam o sırada bir fil şarkı söyleyerek ağacın yanından geçiyordu.Tavus kuşu onu görünce gözleri parladı ve hemen seslendi:
“Fil kardeş bakarmısın?”dedi.
Fil şarkısını yarıda kesti ve sordu”Ne istiyorsun?”
“Şey benim acele işim çıktı.Acaba diyorum,benim yerime sen bir kaç günlüğüne yumurtama bakarmısın?”
Fil şaşkınlığını yenemedi,”Ama nasıl olur?Senin yavruna bakmam benim için zor olur.Hem ben filim,hiç hayatımda kuluçkaya yatmadım”dedi.
Tavus kuşu gözlerini daha da açarak”Ne olur?diye yalvarınca fil dayanamadı ve çabuk gelmesi şartıyla kabul etti.
Tavus kuşu sevinerek kanat çırptı ve ufka doğru süzülerek gözden kayboldu.Fil kocaman cüssesiyle ağaca çıktı,yuvanın üstüne yavaş ve usulca oturdu.Gece oldu gündüz oldu,haftalar aylar geçti.Yağmurlar yağdı,fil yerinden kıpırdamadı,kış geldi kar yağdı yine kıpırdamadı.Çünkü söz vermişti ve canı pahasına da olsa koruyacaktı.Bahar geldi,çiçekler açtı,tüm hayvanlar kış uykusundan uyanmaya başladılar.Herkes kuluçkaya yatan file şaşkınlıkla bakmaya başladı,bir kısmı da alay etti.Fil söylenenlerin hiç birine aldırış etmedi.Arada bir kalkıp yumurtaya zarar verip vermediğini kontrol edip tekrar oturdu.
Bu sırada hayvanlar birden kaçışmaya başladılar.Silah sesleri duyuluyordu her yerden,evet,gelenler avcıydı.Üstelik fil avcısı…Avcılar ağacın üstünde oturur bir fil görünce çok sevindiler.Çünkü aramaya gerek yoktu.Fil onları görüyor olmasına rağmen hiç kıpırdamıyordu.Avcılar tüfeklerini doğrultup ateş ettiler,kurşunlar isabet etmedi,filin kulağının kenarından geçti bir diğer kurşun ama fil hiç kımıldamadı,çünkü söz vermişti.
Avcılar şaşırdılar,bu fili vurmanın acımasızlık olacağına karar verip,başka zaman avlanmak için gelmeye karar verdiler ve fili bırakıp gittiler.
Fil,rahat bir nefes almıştı sonunda,yumurta kıpırdanmaya başladı.Fil kalktı ,baktı ki yumurtanın kabukları çatlamaya başlamış ve minicik bir tavus kuşu kafasını kabuklarının arasından çıkarıvermişti.Ardından mimicik vücudunu yumurtadan çıkardı.Ufacık kanatlarını açarak,kocaman filin ayağına sarılıverdi.Onu annesi bildi ve çok sevdi.
Sonra gökyüzünden süzülerek gelen tavus kuşu göründü.Hemen yuvasına kondu ve yavrusuna sarılmak istedi.Ama minik yavru tavus kuşu olan annesini reddetti.Çünkü bunca zamandır filin sıcaklığını hissetmişti.Tavusu bir yabancı gibi görüyordu.
Tavus kuşu çok üzüldü.Fil bunca zamandır nerede olduğunu sorunca cevap veremedi.
Fil ağaçtan indi.O gidince minik yavru kuşta da fille beraber gitti.Ve hep onu ailesi olarak bildi.Yanından hiç ayrılmadı.Akşamları yatarken hep masalını dinledi,uykusuna öyle daldı…



çok güzel olduğu kadar anlamlı bir hikaye.
fedakarlık,başkaları için kendinden vazgeçmek hiçte öyle sanıldığı kadar basit değil.
her çocuk doğuran işte bu yüzden anne olamıyor.
annelik özveri ister,sabır ister,fedakarlık ister.
emeğine sağlık canım.
sevgiler.