Archive for the “Umut Yolcuları” Category

Kader ve Kırık Bir kulp

Ayşegül Eyisoy

Ayşegül Eyisoy

Babannemin üzüm bağları vardı,her yaz tatile oraya giderdik.Babam bağ işi bana göre değil deyip gençliğinde ayrılmış yanlarından,sonra akrabalarının yanına gitmiş.Bir yatılı okula yerleşmiş ve okuluna devam etmiş.Hafta sonları arkadaşlarıyla geziyorlarmış,cafe de birer kahfe içip,sinemaya gidiyorlarmış.Yine bir hafta sonu arkadaşlarının kız arkadaşlarıyla buluşmasından dolayı yalnız gezmek zorunda kalmış.Aynı cafeye gitmiş aynı kahveyi söylemiş ama aynı tadı alamamış.Sinemaya gitmiş,kararlaştırdıkları filmi seyretmiş ama aynı keyfi alamamış.Sinemanın karşısındaki parka gitmiş ve bir banka oturmuş.İnsanlar ne kadar da mutluydular,gülüyorlar,sevdikleriyle sohbetler ediyorlar,kimi yürüyüş yapıyor,kimi bisiklete biniyordu.Birden gözü karşı göldeki ördek ailesine takılmış ve onlara yüzünde kocaman gülümseyişle simit parçaları atan genç kıza,istemeden kendisinde de kocaman bir gülümseyiş yerleşmiş.Ayakları kıza doğru götürmüş…

Annem güzel bir kızmış,anne ve babasını bir uçak kazasında kaybedince anneannesinin yanına yerleştirmişler.Anneannesi onun üstüne titremiş hep,küçük bir fırınları varmış beraber işlettikleri ve muhteşem pastalar yapıyorlarmış,kurabiyeler,kekler,poğaçalar,kuruasanlar ve çikolatalar,o gün yine bir müşterinin doğum günü pastasını götürmüş,dönüşte parka uğramış,elindeki kesekağıdına sarılı kuruasanı bitirmiş ama simitten ördeklere vermeden yapamamış,oturduğu banktan kalkıp ördeklerin yanına gitmiş.Unutmuş her şeyi,bir an ailesiyle yaşadıkları çiflik gelmiş aklına,ördekleri varmış,annesi gelmiş aklına onu sıkıca saran kolları ve babası gelmiş sevgiyle ailesine kol kanat oluşu,yüzünde kocaman bir gülümseyişle kopmuş bulunduğu mekandan…

Birden gürültü ile kendisine gelmiş,bir grup çocuk elinde balonlar şarkı söyleyerek ,oyunlar oynayarak o gün kurulacak panayıra gidiyorlarmış.Hepsi rengarenk giyinmişler,yüzlerini boyamışlar…İşte o anda babamla gözgöze gelmişler,ikisi de gülümsemiş.O günden sonra her hafta sonu hep o parka gitmişler,gözleriyle birbirlerini aramışlar derken bir sonbahar günü tanışmak kısmet olmuş,hava serinmiş ve babam annemi kahve içmeye davet etmiş,annem de kabul etmiş….

Bunları teyzemden dinledim,evliliklerinin ilk günlerinde itiraf etmişler.Mühendislik fakültesini kazanıp avrupaya ilk gidişimin ardından nasıl gözyaşı döktüklerini,başarılarımın haberleriyle nasıl mutlu olduklarını anlattı…

Yıllar sonra evimize ilk gelişim,annemi ve babamı hayat aldıktan sonra mutluluğumuzun dolup taştığı evimize girememiştim,ilk evlendikleri günden beri orda aşklarını yaşadıkları,huzurla yaşamlarını sonlandırdıkları odalara ilk girişimdi,onları özlediğimi farkettim.Eski albümleri çıkardım,resimlerde gezdim.Sonra küçük bir sandık dikkatimi çekti,daha önce hiç görmemiştim.İçini açtım,içindekiler beni çok şaşırttı,annemin ve babamın birbirlerine yazdığı mektuplar,benim onlara yazdığım mektuplar,benim tüm resimlerim,gazetelerde çıkan yazılarım ve başarı öykülerimin küpürleri sonra kırık br kulp çıktı ve zarfı kapalı bir mektup,üstünde adım yazılıydı,mektubu aldım ve o parka gittim…

Bir süre sonra mektubu açtım,

“Sevgili oğlum,senin doğumunla evimize bir güneş doğdu.Sen hep bizim için o kadar özel oldun ki,sakin ve çalışkan bir çocuktun,ilk eğitim için bizden ayrıldığında yüreğim dayanmayacak sandım…sen gittikten kısa bir süre sonra baban rahatsızlandı ama endişelenir okulunu bırakırsın diye sana bir şey söylemedik.Okulunu bitirip evlenip orda yaşamaya karar verdiğini söylediğinde de mutluluğuna engel olmak istemedik,düğünün ertesi günü uçakla gelişimiz ameliyat içindi,ameliyat çözüm olmadı,doktorlar günlerinin sayılı olduğunu söylediler,artık çok yaşlandık,metin ol…

Dada 5 yaşında değildin bir gün bir kozalak getirmiştin,anne bunu sakla demiştin.Bir sene sonra kozalağı gördüğünde anne bunu burda neden tutuyorsun atsana dediğinde ben yine de senden bir parça diye atamamıştım.7 yaşında anneler gününde bana bir fincan hediye etmiştin,ağzı sıkı sıkı kapalı bir fincandı,belki onu da unutmuşsundur.Neden kapalı bu fincanın ağzı deyince,içine öpücükler doldurdum,ben yanında yokken her üzüldüğünde,beni özlediğinde açarsın bir öpücük çıkar yanağına konar demiştin.Hayatımda aldığım en güzel hediyeydi.Baban son ameliyatını olurken ikimizinde yanındaydı,sürekli kapağını açtık güç bulmak için,sen hep yanımızdaydın…Baban son nefesini verdiğinde elindeydi ve son kez açmıştı kapağını,parmaklarının arasından  kayıp gitti,paramparça oldu,kulbu kaldı.Kulbunu sakladım,öpücüklerini hep yanımda hissettim…

Artık yolun sonuna geldiğimi hissediyorum,torunlarımı öp,seni çok ama çok sevdiğimizi,seninle hep gurur duyduğumuzu sakın unutma,yalnız değilsin,eşin ve çocukların güç verecektir sana,odamda komidinin üstünde o kozalak ve yanında ağzı sıkıca kapalı bir fincan bulacaksın,sevgimi içine bıraktım,ihtiyacın olduğunda kapağı hafif aralarsın…

Sevgilerimle

Annen”

devam edecek…

Umut Yolcuları-5

p1050200Akdenizde hala günlük güneşlik hava hakimken baktım dostlarım hastalanmış,ben de havadan kaptım hemen salgın mikrobunu,akşamüstü birden tüm kemiklerim,başım ağrımaya başladı,gözlerim yuvalarından çıkacak gibi oldu,bir halsizlik,bir ateş,bir sıtma tutuyor,bir yanıyorum derken boğazımda yanma başladı,sürekli boğazımın içinde bir kaşıntı bir yanma derken uzun bir gecenin sabahında 10 yıl aradan geçmiş gibi uyandım,sürünerek yatakları toparladım,kahvaltı hazırladım,bir de baktım su bile içemez olmuşum,zor nefes alıyorum,tansiyon 5/4 olmuş hemen ve acı haber kapaklara gitmemiz gerekiyormuş,geçen hafta eşim aşırı boğaz iltihabından acillik olmuştu,10 penisilin,gargara vermişti doktor ve kapağımızın işleri aksamıştı.Sabahına gitmemiz gerekiyormuş,ben çok hastayım gidemem diyemedim,giyindim ,kızı okula gönderdim,oğlumu giydirdim,sürünürcesine kapağa doğru yola çıktık,yürüyerek gitmemiz gerekiyordu ve hiç halim yoktu.Küçük bir kasaba da oturduğumuz için burda herkes birbirini tanır,araba denk geldi ve bıraktı bizi,Allah razı olsun sahibinden,gelin görünkü gittim ve yattım bir daha da başımı kaldıramadım,saat 2 ye kadar yattım,kafamı kaldıramadım,ağzımı açamaz oldum,bir şey yiyemez içemez oldum.Acile götürdüler.Penisilin ve koruyucu iğnesi yapıldı,gargara verildi.İlk gün vücut ağrıları,kırgınlık gitti iğnelerle,5 saat soğuk terler döktüm,yattım,5 saat sonra gözüm açıldı ama boğazlarım bugün 2.gün ve yeni yeni açılıyor.Sesim çıkar oldu.

Şükretmek için hayatımızda ne çok şey var,sahip olduklarımızı zamanla unutuyoruz.Ayaklarımız,bacaklarımız,kollarımız,gözlerimiz,

kulaklarımız,beynimiz,sağlığımız,zamanla sanki olmak zorundalarmış gibi,normalmiş gibi gelir, sürekli isyan ederiz,ya bunlardan biri olmasaydı ne olurdu hiç düşündünüz mü?Gözlerinizi bağlayıp bir gününüzü geçirmeye çalışın ya da kulaklarınızı tüm seslere tıkayıp bir saat geçirebilir misiniz,ya ayağınız eliniz olmasaydı….şükürler olsun yaradana diyelim her zaman ve zorluğunu bildiğimiz için çevremizde bu durumdaki özürlülere hep destek olalım,hayatlarını kolaylaştıralım.

Kalın sağlıcakla

October 23, 2010 Post Under Umut Yolcuları - Read More

Umut Yolcuları-4

Ayşegül Eyisoy 2 Ağustos 2010

Ayşegül Eyisoy 2 Ağustos 2010

Yıldönümleriydi,o gün sabahtan 1 haftadır uğraştığı temizliği bitirmişti,siparişler için dışarı çıktı.Önce bir mağazaya uğradı,güzel bir kıyafet aldı kendine,daha sonra tamamlayıcı aksesuarları halletti,ayakkabı,çorap,çamaşır ve güzel bir çiçek kokusu olan parfüm…her şey güzel olsun istiyordu.Eve dönerken önce kasaba uğradı,sonra markete daha sonra da günler öncesinden verdiği vanilyalı anaslı muhteşem pastasını aldı ve bir taksiye atlayarak eve gitti.
Güneşli bir gündü ve güneş evin her yerini aydınlatıyordu.Bahçeli evlerini ilk alışları geldi gözünün önüne,evi çok beğendiği halde pahalı diye vazgeçmişti ama eşi ısrarla almıştı,senin için alıyorum demişti,ne kadar olursa olsun alacağım demişti.Mutfağın kapısı da bahçeye açılıyordu,karşıda deniz vardı.İşlerini bitirince ya denize giriyor ya bahçeye ektiği çiçekleriyle uğraşıyor ya da kitap okuyordu.
Mutfağa geçti hemen,yemekleri hazırladı.Eve son bir alıcı gözle baktı,her şey kusursuz olsun istiyordu.Masayı hazırladı,çiçekleri yerleştirdi.Hafif bir müzik ayarladı ve giyinmeye gitti.Önce duş aldı,sonra özenle üstünü giydi,saçlarını topuz yapıp özenle makyajını yaptıktan sonra beklemeye koyuldu.
Saatler geçti ama eşi gelmedi.Saat gece yarısını çoktan geçmişti ki kapının açıldığını duydu,uyuya kaldığı koltuğun üstünden,hemen fırladı yerinden….
Eşi hiç bir şey söylemeden gidip yattığında arkasından öylece bakakalmıştı.Bunca yıllık evliliklerinden önemli hiç bir günü unutmayan eşi bu günü unutmuştu.Boğazında bir şeyler düğümlenmişti,ağlamak istedi ama olmadı….
Kesin bir şey vardı ama ne?

Hasan Bey sabah işe heyecanla gitmişti,canından çok sevdiği eşine hediye almak için öğleden sonra izin almıştı.Bir taksiye atladı,önce berbere gitti daha sonra da alışveriş yaptıkları mağazaya uğradı.Karısının çok istediği şeyi aldı ama tam mağazadan çıkarken mağazanın kapısında yığılıp kalmıştı.Acil servis 112 aranmış ve hemen Hasan Bey hastaneye kaldırılmıştı.Tüm tahliller yapıldı.Doktor bey yanında bir yakını olup olmadığını sorduğunda anlamıştı bir şeylerin olduğunu ama konduramamıştı kendine,olmadığını söyleyince doktor biraz duraklamış sonra mecbur kaldığı için söylemişti.Fazla bir yaşam şansının olmadığını,ciğerlerinden kötü durumda olduğunu ve hastalığın tüm bedenini sardığını öğrenmişti.Bugün olmak zorunda mıydı sanki?Neden yarın değil de bugün?Yıkılmış halde eve dönerken tüm hayatı gözünün önünden geçmişti,biricik aşkını düşündü,ne yapmalıydı,eşine söylemeli mi yoksa söylememeli miydi….sesini çıkarmadan yatağına yattı ve uyuyormuş unutmuş gibi yaptı…

Söyleyemedi….ama söylemek zorunda olduğunu da biliyordu.Hayat gerçekten çok acımasızdı…

devam edecek…

August 2, 2010 Post Under Benim Yazılarım, Mutfak and Umut Yolcuları - Read More
Page 1 of 212»
Blog Widget by LinkWithin