Archive for the “Kısa Hikayeler” Category

Kurbağa Prenses

Kurbağa Prenses

Kurbağa Prenses

Bu sevimli kurbağa ve ailesi,biber kapaklarımızda yaşıyor.Yapraklardan pek ayırt edilmeyen tatlı bir yeşili var.Koro halinde şarkılar söylüyorlar biz biberleri toplarken,canım ablamın uğuru kurbağalar,ne zaman görse mutlaka bir şey geliyordu eve,yaşadığı yerde kurbağa olmadığında mucize rastlaması,benim se evimin yanın da yol kenarlarında yaz gelince kurbağalar seranat yapmaya başlıyor:)) Keşke benim de uğurum olsaydı,beni sadece gülümsetiyorlar,selamlar,sevgiler

Ayşegül Eyisoy

Kurbağa prenses yolun karşısından gelen adama seslenmiş:”Bakarmısınız,ben aslında bir prensesim,beni öperseniz bir prensese dönüşeceğim,bir gün boyunca yanınızda kalıp istediğiniz her şeyi yaparım” Adam kurbağayı alıp cebine koymuş,yoluna devam etmiş.Kurbağa yine bağırmaya başlamış,”Doğru söylüyorum,ben prensesim,öperseniz prensese dönüşeceğim,1 hafta boyunca istediğiniz her şeyi yaparım”adam hiç umursamamış ,yoluna devam etmiş.Bir süre sonra kurbağa yine bağırmış,beni öperseniz prensese dönüşeceğim ,inanın,1 ay boyunca istediğiniz her şeyi yaparım”Adam da yine ses yok,kurbağa daha fazla dayanamamış,neden öpmediğini söyler misin,diye sorunca adam demiş ki:”Benim için konuşan bir kurbağa,hizmet edecek prensesten çok daha değerli” ve yoluna devam etmiş:))

Hepimiz “Kurbağa Prens”  masalını  biliriz,bir de “Kurbağa Prenses” masalımız olsun istedim.


June 8, 2011 Post Under Benim Yazılarım, Kısa Hikayeler and Mutfak - Read More

Gül ve Suyun Aşkı

gelin

gelin

Kadınlar çiçek gibidir.İlgi isterler,sevilmek isterler,anlaşılmak isterler.En değerli mücevherler gibi davranılmak isterler….

Gül suya aşık olmuş,dayanamamış aşık olduğunu söylemiş,zamanla su da güle karşı sevgi hissettiğini anlamış.

Gül suya,”seni seviyorum” demiş. Su “ben de” diye cevap vermiş.Ertesi gün gül yine “seni seviyorum” demiş,su “ben de ” demiş.Sonra ki gün gül “ama ben seni gerçekten seviyorum”demiş.Su “ben de” diye cevap vermiş.Gül hastalanmış,yataklara düşmüş,sararıp solmaya başlamış,su dayanamamış doktor çağırmış.

Doktor gülü muayene etmiş.Su endişeyle sormuş”neyi var doktor”

Doktor demiş ki;”çok hasta,yapılacak bir şey yok,gül çok susuz kalmış”

….

Kuru kuruya “seni seviyorum” demek yetmez,göstermek gerekir.Eğer kadın sevgiyi hissederse  rengarenk çiçekler açarlar,mis kokular yayarlar,ışıkları göz kamaştırır.Eğer sevgiyi hissetmezse günden güne sararıp solar,ışığını,renklerini kaybederler.

Sevgisiz geçmesin hayatınız,sevgiler bırakıyorum sayfama,dost meclisinden aldığınız gülüş ve sevgi içinizi ısıtsın,gününüzü güzel geçirsin diye,kalın sağlıcakla…

Mutluluğun Sırrı

mutlulluğun resmi

mutlulluğun resmi

Tüccar Mutluluğun Gizi’ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayda bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi’ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.

“Ama, sizden bir ricada bulanacağım”, diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. “Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.”

Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. “Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumda ki acem halılarını gördünüz mü?

Bahçıvan Başı’nın yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?

Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?

Utanan delikanlı hiçbir şey görmediğini itraf etmek zorunda kalmış. çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.

“Ö yleyse git, evrenimin harikalarını tanı”, demiş ona bilge, “oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.”

İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.

“Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?” diye sormuş bilge.

Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

“Peki”, demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, “sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.”


August 1, 2009 Post Under Kısa Hikayeler and Mutfak - Read More
Page 1 of 212»
Blog Widget by LinkWithin