Kalbim Duracak

Kalbim Duracak
Neden şimdi,bunca yıldan sonra….
Kafası çok karışıktı,akşama yetişmesi gereken bir siparişi vardı.Elbiseyi parmakları dikiyordu,aklı tamamen başka yerdeydi.İpi iğneden geçirdi ama daha ilk batışta eline de isabet ettirmeyi başarmıştı.Küçük yaşta anne ve babasını bir trafik kazasında kaybetmişti.Çocukluğuna ait anıları düşündü,sürekli bahçede babannesiyle çalışmıştı.Okula göndermemişlerdi,okusa sanki başlarına doktor mu olacaktı,kız kısmının okuması boşa giden emek ve sarfedilen paradan başka bir şey değildi.Babannesi bunu sürekli tekrar ediyordu,oysa ne çok istemişti okumayı,muhtar bile ikna edememişti.Bağ,bahçe işlerini öğretmiş,iyi yemek ve temizlik yapmayı öğretmiş,dikiş kursuna göndermişti.Topladıkları meyvelerle reçeller yapar kasabada satarlardı.Bağdan topladıkları üzümlerin bir kısmını fabrikaya devreder kalanlarını pekmez yapar yine pazarda ya da kasabadaki o küçük bakkalda satarlardı.Sonra babannesini kaybetti ve o güne kadar olan yaşantısı alt üst olmuştu.Dedesinin de yaşlanmasıyla tüm işler kendine kalmıştı.İyi bir terzi olduğundan eli hiç boş kalmıyordu,bu da her şeyi unutup,okula gidemeyişini hazmettiremiyordu.
Dedesini düşündü,son nefesini vermeden yanına çağırmıştı,Çekmecedeki kutuyu getirmesini istemişti.Bunun içinde senin hayatın ve geçmişine dair izler bulacaksın,bizi affet küçüğüm,babannen ve ben kötü insanlar değildik,sadece çaresizdik ve elimizden bundan başkası gelmemişti inan,bize bir şey olursa kimseye muhtaç olmadan hayatta kalabilmen için bildiklerimizi sana da öğrettik.Allaha emanet ol küçüğüm,seni hep sevdik,bizi affet ;dedikten sonra son nefesini vermişti.
Kutuyu alıp odasına götürmüştü,defin işleri,gelen giden derken kutu tamamen aklından çıkmıştı,her şey durulup,herkes evine çekilince,kutuyu açmıştı.Anne babasının resmi vardı,siyah beyaz,solmuş ta olsa gözyaşlarıyla karışık kalbine bastırmıştı.Bir çıngırak vardı,bir minik patik ve bir mektup.Mektubu açtı içinden bir resim daha çıktı,Burda iki minik kız çocuğu vardı,birbirlerine çok benziyorlardı,aynı elbiseden giymişlerdi,annesinin bir tarafında biri diğer tarafında diğeri vardı.Mektubu açtı,mektup dedesindendi.
“Sevgili küçüğüm,
Sen bu satırları okuyorsan,ben son nefesimi vermiş olmalıyım.Annen ve babanı bir trafik kazasında kaybedince daha üzüntümüzü atamadan iki minik kız kucağımıza verilmişti.Baban yurt dışında master yapmaya gidince annenle tanışmış,evlenmiş,oraya yerleşmişti.Siz dünyaya geldikten sonra,uygun bir zamanda hem sizi göstermek hem de eşiyle tanıştırmak için Türkiye’ye giriş yapmışlar.Karşı yönden hızla gelen araç arabanın üstüne gelince arabanız şarampole yuvarlanmış,anne ve baban orada hayatını kaybetmiş.Tek yakınınız biz olduğumuzdan sizi de bize vermişlerdi.
Babannen ve ben zar zor karnımızı doyuruyorduk.Oğlumuzun ölümüne üzülemeden,sizin gelişinize sevinemeden size nasıl bakabiliriz düşüncesi sardı dört yanımızı,muhtar geldi bir gün,annenizin ablası varmış,hiç çocuğu olmamış,birinizi almak istediğini,bütçesinin ancak birinize bakabilecek kadar olduğunu,diğerinize de eline para geçtikçe elinden geleni yapacağını söylemiş,haber bekliyormuş.Direndik sizi ayırmamak için ama bir süre sonra direnecek güç ve imkan kalmadı elimizde,bir gün teyzen geldi.İkiz kardeşini aldı,seni bize bıraktı,kardeşini kendi nüfusuna geçirdi.Sana bakabilmemiz için bu bağ evini,ektiğimiz tarlayı aldı.Her ay düzenli olarak para gönderdi,gönderdiği para ile senin ihtiyaçlarını aldık,kalanını senin adına bankaya yatırdık.Sana okuma yazmayı öğrettik,babannen korktu,okurda gidersen,sana da bir şey olursa diye,okula göndermedi,çok ısrar ettim,çok gözyaşı döktü.Hayatta kalabilmen için sana bildiklerini öğretti,ateşlendiğinde sabaha dek başını bekledi,dualar etti.Sen ilk düştüğünde dizin yara olmuştu,kanlar içinde görünce düşüp bayılmış,sonra da canın acıdı diye kendini hiç affetmemişti.
Küçüğüm,kardeşin var,teyzesini annesi bilen bir ikiz kardeşin var.Bir yumurtanın iki yarısı gibi birbirinize benziyorsunuz.Yurt dışında iyi bir doktor…yalnız değilsin küçüğüm,seni hep sevdik,canımızdan çok sevdik inan….bizi affet… deden”
Mektup zarfında bir de adres vardı,mektup yazmıştı,teyzesinden bir süre sonra cevap almıştı.Kardeşinin bir şey bilmediğini,hafta sonu kardeşini de alıp Türkiye’ye geleceğini ,orda her şeyi anlatacağını yazmıştı.
Bugün işte o gündü,kardeşi ve teyzesi yoldaydı,kalbi duracak gibiydi,akşama yetişmesi gereken siparişi bitirmeye çalışırken,aklı hep kardeşindeydi,doktor olmuş olmasından,okumuş olmasından dolayı gurur duydu kardeşiyle…
Devam edecek…

