Archive for the “Geçmişe Yolculuk” Category

Geçmişe Yolculuk

Ayşegül Eyisoy

Ayşegül Eyisoy

Geçmişe Yolculuk 1(2007)

Sene 1999 idi.O zamanlar Elazığda oturan ablam bize telefon açmış,18 temmuzda İstanbul da büyük bir deprem olacakmış,evde durmayın diyordu.Tamam dedik bizde,sonra 18 temmuz geldi,biz balkonda çayımızı içerken,tekrarladık bu telefon görüşmesini…Daha önce Erzincanda oturmuş bir deprem yaşamıştık,okulların çatısı çökmüş,bazı evler zarar görmüş,bizim oturduğumuz lojmanda ise duvarlar çatlakların ötesinde ışık süzmeleriyle doluydu…Bizim ayrıldığımız sene büyük deprem olduğunda,Selçuk Üniversitesi öğrencileri olarak kan bağışında bulunmuştuk.Adana büyük deprem yaşadığında okul bitmiş,İzmit Derincede oturan ailemin yanına dönmüştüm.Ağladım sessizce,ağlamak zayıflıkya güya…dua ettim Adanadaki insanlar için…Biz kışın evimizde üşürken onlar çadırlarda kalıyorlardı,taşıma suyla çamaşırlarını yıkıyorlar,dışarlara asıyorlardı.Yemek kuyruklarında bekliyorlardı….Babam her zaman:”bu ev çürük,deprem olsa yıkılır”derdi.16 Ağustos’ta halamı İstanbula götürmüştü.Hava çok sıcaktı.İnsanlarda bir sitres vardı.Merhaba desen bile herkes bir diğerine kızıyordu.Buluttan nem kapılır olmuştu.Köpek ulumaları sarmıştı.Karıncadan geçilmeyen evler bir anda karıncaları arar olmuştu.Bazı bilir kişiler,sanırım 1 hafta öncesindeydi oluşan güneş tutulmalarının etkisi olduğunu,yakın zamanda deprem olacağını,dinimizdede yer aldığını,tarihte de böyle bir olayın yaşandığını söylediler.”Birden gündüz gözüyle gece yaşandı,her taraf karardı,sonra yer sallandı,taş taş üstünde kalmadı ve insanlar göç ettiler”deniliyormuş.Araştıracağım,bilen varsa yardımcı olursa da sevinirim ayrıca…Ve o aksam tüm arkadaşlarımla görüştüm.Gece korkunç bir ses,sarsıntı ve pis bir kokuyla uyandım.Ev kibrit kutusu gibi sallanıyordu.Sanki iş makinelerinin sesleri duyuluyordu.Sonradan öğrendiğim topraktan sızan metan gazı kokusu yayılmıştı etrafa…İmdaaat….kurtarıııınn….sesimizi duyan yok muuu sesleri evden duyuluyordu.Evimizden deniz gözüküyordu,kırmızı bir alev topu sanki göğe yükseliyordu.Annem kardeşimi ve beni sarmış,kelime-i şaadet getirin diyordu.O ana kadar lüks gibi gelen kardeşimin cep telefonu,tek ulasım aracımızdı.Tamam dedik ev kat kat yıkılıyor,bizim kata gelmek üzere,ablam başka bir binada oturuyordu ve kesin gittiler dedik çünkü 1.katta oturuyorlardı,telefon çekmiyordu.”Ah babacığım dedim içimden,ev çürük diyordun,bak ev çöküyor ve sen yoksun…”Bir süre sonra sarsıntı durdu,telefonla aydınlattığımız yerlerde cam kırıklarını gördük,eşyalar savrulmaktan parçalanmıştı,fortmanto dolap yıkılmış,kapıya gidiş yolunu iptal etmişti,kardeşim ve annem yolu açarken ben cep telefonu ile ışık vermeye çelışıyordum.Sonra kardeşim:”kimliklerinizi alın dedi,ev yıkılırsa kim olduğumuz bilinsin”dedi.Kapıyı açtık,herkes dışarı çıkmaya çalışıyordu,kimi pijamalı ama herkes perişan attık kendimizi dışarı……

Geçmişe Yolculuk 2(2007)

Eğer 18 Temmuzda olacağı söylenen depremin bu denli bir şey olduğunu bilsek,balkonda çay içermiydik….Adana depreminden bir süre sonra aynı hayatı yaşayacağımızı kim bilebilir di ki….18 Ağustos sabahı zor bir sabahtı,deprem sadece evleri yıkmamıştı,insanların içinde de deprem olmuştu.Bir süre sonra tanıdığınız insanların evlerini dolaşmaya başlıyorsunuz,bir şey olmuş mu diye içinizde oluşan tufanları binayı sağlam buluşunuz yıkıyor,seviniyorsunuz.Sonraları wc,yemek ihtiyaçları oluşuyor ama binaya giremiyorsunuz,elden de bir şey gelmiyor.Ablamların binaya da bir şey olmamıştı şükür ama mahallenin yarısı yıkılmıştı.Her yerden feryatlar duyuluyordu,yıkılan evlerde sıkışanlar,uçuşan perdeler,dağılan eşyalar….Paranın olması da bir anlam ifade etmiyordu çünkü açık dükkanlar yoktu.Bir zaman sonra açılan dükkanlar 250ytl lik ekmeği 5000ytlye satar olmuştu.Tüm mahalle sokaklarda yatar olmuştuk.Arabalar çalışmıyor,arabası olan yakıt bulamıyordu.Babam kardeşimin cebinden aradı,”panik yapmayın bir yolunu bulup geleceğim” dedi.Babam geldiğinde boşalttım gözyaşlarımı…şimdi olduğu gibi…ağladım…Sonra Tüpraş patlayacak kaçabilen kaçsın dediler.1 ekmeğimiz birazda suyumuz vardı,bis’lerden bir araba vardı ve 9 kişiydik.Dağlara gitmeye karar verdik.Babam emekli askerdi.Sigaraya karşı olan babam”sigara içmek isteyen içebilir”dedi ve ekledi “9 kişiyiz,çok acıkmadıkça ekmek ve suya dokunmuyoruz,ne zaman temin edeceğiz bilmiyoruz”dedi.Ablamın 3 aylık bebeği vardı.Arabaya ablam,bebeği ve annem bir de eşyaları koyduk;geri kalanlarla yürüyerek dağlara gittik.Aslında bu gidiş yangından kaçmak için değildi.Çünkü Tüpraş patladığında tüm marmara havaya uçacaktı,biliyorduk.Bu gidiş dostlara doğruydu,sağlıklarını öğrenmek,belkide son zamanlarımızı birlikte geçirmekti…Ertesi gün kuzenim depremde bozulan fırını tamir etti,fırıncı ödemeyi ekmekle yaptı,o kadar tatlıydı ki o ekmekler…Bizi İstanbuldan almaya geldiklerinde ekmeğimizi,suyumuzu bırakmıştık kalanlara….10 gün sonra evimize geri döndük.Mahallede leş kokuları vardı.Kimse evinde kalmıyordu.Marketler,alışveriş yerleri açılmıştı.Şehirden ayrılmak isteyenlere kamyonlar bedavaydı.Yeni insanlar çekmek için işyerleri cazip hale getiriliyordu.Çadırlar dağıtıldı,kızılay yemek dağıtımına başladı.Konteynırlarda wc ler,banyolar yapıldı.Geçici konutlar oluşturuldu.Ağır hasarlı evler yıkılmaya başlandı.Orta ve az hasarlılar tamir edildi…Yaralar sarılmaya çalışılıyordu…

Geçmişe Yolculuk 3(2007)

Ve deprem insanların gerçek yüzlerini ortaya çıkardı.Deprem afet görevlisiydim.Verilen para yardımlarında evi yıkılmadığı halde aile boyu sıraya girenler,erzak yardımlarında evi yıkılanlara öncelik vermeden en öne geçenler,evi yıkılanlara vermek üzere getirilen ince sünger yataktan alamadığı için evi herşeyi yerinde olan bir yaşlı teyzenin verdiği beddualar,bebekli ailelere dağıtmak üzere verilen bezlerden ağrıdaki torunu için paketin içinden 2 adet alamadığından ortalıkta kargaşa çıkaran insanlar,evi sağlam olduğu halde evi yıkılanlara gelen halı ve kılımlerı yuklenenler…..Kızılayın dağıttığı kurtları üstünde yüzen yemekler,ünlü bir yoğurt süt fimasının dağıttığı elinde kalan küflü yoğurtlar ve bununla hava atmak için gazetelere boy boy verdiği resimler…Hasarlı evleri tamir etmek için ucuz malzeme kullanmaya devam eden mütahitler….bendeki kalan izlerden…Bir yıl çadırda yaşadım.Wc ve banyo ihtiyaçlarımızı belediyenin koydurduğu konteynırlarda karşıladık.Taşıma suyla çamaşır,bulaşıklarımızı yıkadık.Hasarlı evleri boyadılar…süslediler….sattılar.Kaçabilen kaçtı…Yuvalarımız gözümüze canlı canlı girdiğimiz mezarlarımız gibi oldu…kimi aklını kaçırdı…kimi gerçek yüzlerini saklamayı aklından bile geçirmez oldu…Sonuçta;bu depremler hep olacak.Yıkımlar yaradandan dolayı değil,insanoğlunun hatalarından kaynaklanıyor.Zemine uygun,doğru malzeme ile doğru şekilde yapılmış olsa binalar bu kadar yıkım olmaz,bu kadar ölüm gerçekleşmezdi.Sadece 3 kat ıznı verilen Derince 60 evlerde bile çoğunluk 5 katlı evler mevcut.Nasıl mı?1.katlar bodrum,2.katlar zemin kat gösterildiği için tapuda 3 kat gözüken çok ev var.Bu yaz yine Derince’deydim,sahile harikalar diyarı yapılmış,yeni evler 3 katlı yapılıyor.30 yılda bir oluşan büyük depremde gelecekte bir deprem oluştuğunda eskiden kalan binaların %90′ı yıkılır sanırım ama büyük bir ihtimalle yenilerine bir şey olmaz.Ben uzman değilim ama 1999 dan 30 sene kadar önce olan büyük depremde hasarlı olan binalar yıkılmış söylendiğine göre ve istatislikler yer kabuğu hareketlerinin 30 senede bir yer değişmesinden dolayı bu depremlerin olacağını gösteriyormuş.Eşim jeolog,sanırım bu konuda ondan bir yazı yazmasını isteyeceğim,bilimsel bir açıklama yerinde olur diye düşünüyorum.Sağlıcakla kalın dostlarım

Not :17 Ağustos 2008

Geride izler bıraktı insanlarda kim ne derse desin….o onları yaşayıp ta hayatta kalanlar da o günden izler var dünyaya bakış açıları her şeyden önemlisi değişti….Ben kapalı karanlık ve dar yerlere giremiyorum….asansörler ürkütücü geliyor….yüksek binalara giremiyorum…yüksek sesler…sesimi duyan varmı sözleri….orda kimse var mı….sözleri beni o günlere götürüyor…Şu an tatil kasabasında yaşıyorum ama gittiğim binaların kolonlarına gözüm takılıyor hala…kapıya yakın oturmaya calısıyorum acık havada daha ıyı nefes alıyorum….

Kızılayın kurtlu çorbaları…erzakları da değiştirmiş beni..

onlarca hikaye gizli depreme dair….Ölenler için dua edelim,mekanları cennet olsun,yaradan bizlere hayırlı ömürler hayırlı ölümler versin dostlar,geçenseneki yazımı da ekliyorum okuyamayanlar için….
Saygılarımla

Not 17 ağustos 2010

‎……..o günü düşününce bile sarsılıyorum,sesimizi duyan yok muuu,yankılanıyordu mahallede,her yer toz duman,ortalıkta gaz kokusu,evler mezarlarımız gibiydi…korku,endişe hepimizin yüzündeydi….bir süre sonra para düşkünü caniler yine uyandı,tamir edilen evlerden malzeme çalmaya başladılar ya da pahalı parası alıp ucuz malzeme kullandılar,kırılmaması gereken betonları yanlıs yaptıkları ıcın kırk kez kırdılar….ya da bınaları suledı ,boyadı,sattılar dısardan gelenlere….para para para…ınsanlıgın önüne geçti yine….depremler öldürmüyor,yanlış yapılan binalar öldürüyor ve insanlığını kaybetmiş mütahitler olduğu sürece de devam edecek…yasalar değişmeli,denetimler arttırılmalı,insana deger verılmelı….mucıze lazım yani…..17 ağustos 2011
August 17, 2011 Post Under Benim Yazılarım, Geçmişe Yolculuk and Mutfak - Read More
Page 1 of 11
Blog Widget by LinkWithin