Category — Benim Yazılarım

Bir Yıldız Kaydı

Badegül Eyisoy

Badegül Eyisoy

Ellerimin arasından kaydı gitti,tutamadım….Gitme kal diyemedim,acılarını bile bile….

Hep yanımda kal isterdim…Torunlarımı sen de gör….Hep geleceğini bile bile o gün hep gelmesin diye dualar ettim anne…Hayatın bana hediyesiydin,keşke senin için daha fazlasını yapabilseydim…mekanın cennet olsun anne,yaradan cennetinin en güzel köşesinde inşallah seni misafir eder…

24 Şubat akşamı saat 20:50 de canım annem hakkın rahmetine kavuştu,kandil günü öğlen namazından sonra çınarlı mezarlığına defnedildi.15 tatil de 15 gün daha anneme doyduktan sonra her geçen an geriye sayışını gördüm,başında yasin okuduk,ellerini tuttuk,her istediğini yerine getirmeye çalıştık,sevenlerini,sevdiklerini gördü.

Hastalığı iyice ilerlemişti,göz rengi,ten rengi sararmaya başlamıştı.Ellerini kaldıracak hali yoktu.Dizden aşağısı ve dirsekten aşağısı buz gibi soğumaya başlamıştı.Üstünü örttürmüyordu,içim yanıyor diyor kapıları sonuna kadar açtırıyordu,oda buzdolabına dönüyor,bizim hasta olmamamız için kısa süreliğine de olsa kapattırıyordu.Ayakları,bacakları şişmeye başlamıştı,öyleki patlayacak kadar olmuştu.Doktoru idrar söktürücü iğneler yapmış,takviye serum vermiş,kalp koruyucu yapmıştı.İdrar söktürücüler kalp ilacıyla alınmaz sa tehlike yaratıyormuş.Sonrasında dizden aşağısındaki şişler inmeye başlamıştı ama sırtın da öbek öbek şişler meydana gelmişti.Sırtına yastık takviyeleri yaptık.Suyunu kaşık ile verdik,yemeğini biz yedirdik,artık yürüyemez olmuştu,sonda takıldı,karnındaki deliklerden bardak bardak kırmızı kanlar atar olduk.Ciltte atmalar meydana gelmeye başladı.Yemeğini yedirirken,torbaları boşaltırken gözlerini kocaman açıp bakardı,hakkınızı helal edin,yoruyorum,eziyet ediyorum size diyordu.

Son nefesini verene kadar hastalığının boyutunu hiç bilmedi,hep umutları vardı,planları vardı,yarım işlerini yapmış bitirmişti,yeni dantel başlamıştı,yaza bağırsaklarını içeri koyduklarında yapacaklarını anlatıyordu,son kalan dermanıyla…


Saçlarını taradım,yüzünü,ellerini elimin için de tuttum,doyasıya öptüm,sarıldım,kandil gecesi karnınızı doyurdunuz mu diye sordu,işlerinizi bitirdiniz mi dedi ve bunlar son konuşması oldu,başında yasin okunurken bir oh çekerek hayata gözlerini kapattı,iki gün boyunca sürekli kelimeyi şahadet getirdi,tekbirler getirdi,herkesten Allah razı olsun dedi,çok şükür Allahım,buna da şükür dedi….


Yedi gece kur’an okundu,ev doldu taştı,gelen,gelemeyen,annem için dualar okuyan,yorumlara not bırakan,telefon ile arayan herkesten Allah razı olsun,mekanı cennet olsun…

Anne,rahat uyu,yokluğun ağır gelse de sana layık bir evlat olmak için çalışacağım…


March 9, 2010   12 Comments

Dikkat

Ayşegül Eyisoy

Ayşegül Eyisoy


Sene 1991.Konya Selçuk Üniversitesinin Kampüs otobüslerinde okula gitmek  için yola çıktım.Otobüs hınca hınç doluydu,aralarda iğne atsan yere düşmeyecek cinsten bir kalabalık vardı,Kış günüydü,Konya’da oturanlar  bilir kışını,soğukta dışarda beklemek bir kabus olurdu,buz tutardı yüzlerimiz.

O gün en arka sırada zar zor bir yer bulmuştum arkadaşlarımla,liseden kalma bir alışkanlıkla sınav için son bir kontrol yapıyordum ki hemen kapı yanında bekleyen gence gözüm takıldı.

Yazlık ince,açık renk bir ceket vardı üstünde,yazlık bir ayakkabı,elinde bir kaç kitap vardı sıkıca tuttuğu,yanaklar kırmızı kırmızı olmuştu soğuktan….

Bir gün önce  zafer meydanında beğendiğim ayakkabılar geldi gözümün önüne,çok utandım.Okulu kazanınca alınan Konya soğuna dayanıklı kabanım,ayakkabım vardı oysa…

Daha sonraları elimde o ayakkabılar için param oldu ama almadım.

Her çarşamba canım babam görevli olarak Konya’ya geldikçe bana da uğrardı.Beklerdim çarşamba günlerinin gelmesini,evden haberler getirirdi,canım annemin yaptığı keklerden,böreklerden getirirdi.Ben bir kısmını evde bırakır bir kısmını da okula götürürdüm.Ailesinden uzak arkadaşlarımla beraber yanında çay ile anne eli değmiş bir şeyler yerdik.

Sanırım özlemişim o günleri,şartlar o günden daha da zorlaştı,ülke genelinde kriz her geçen an daha da ağırlaşıyor. Alışveriş yaparken dikkatli olalım,ihtiyaçlarımızı almaya özen gösterelim,gelecekte daha da zor günler hepimizi bekliyor,selamlar,sevgiler

January 23, 2010   1 Comment

Umut Yolcuları-2

1 resim

Ayşegül Eyisoy

Yarın okulda ilk günüydü,üniversiteye ilk gidişini hatırladı,öğretmenlik fakültesini birincilik ile bitirmişti.Doğuda bir köye taynı çıktığında hiç kimse gelmesini istememişti.Daha farklı yerlerde olması gerektiğini söylediler ama o ülkenin her karış toprağı hepimizin,doğusu da batısı da bir demiş kimseyi dinlemeden gelmişti.

Köy halkı sıcak karşılamıştı.Köy muhtarının evinde yemeğini yemişti.Okulun yanına imece yoluyla öğretmen evi yapılıyordu,bitene kadar muhtarın evinde kalacaktı.Herkes bir parça eşya getirmişti,evin tüm eşyaları şimdiden hazırdı.Özlediği samimiyeti insanların kalplerinde bulmuştu.

Babası nur içinde yatsın,o da öğretmendi,çocukluğu babasının anlattığı öğretmenlik anılarıyla  geçmişti.Karşılıksız verilen sevgileri nasıl özlediğini anlatmıştı,zamanın değiştiğini hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını söylemişti.Bir gün ölüm alıp götürmüştü kendisinden,o gün öğretmen olmaya karar vermişti.Ve şimdi burdaydı,umut doluydu.

Bu vatan üstünde doğan, büyüyen, yaşayan herkes bu vatanın çocuklarıydı.Lazı,yörüğü,kürdü,gürcüsü,çerkezi hep birdi,ne kadar çok kişiye ulaşır ne kadar çok kişiye eğitim öğretim götürebilirse o kadar iyi olacaktı,bu vatanın daha iyi muasır medeniyetler seviyesine çıkması için,ortak dili konuşur anlar olmalıydı.

O akşam erkenden yattı,çocukları düşündü,bir an önce sabah olsun diye hemen uykuya daldı…

devam edecek….

January 18, 2010   5 Comments

Beri Beri Hastalığı

janggeum-dream

janggeum-dream

Şimdi nerden çıktı dediğinizi duyar gibiyim,çocuklar çizgi film izliyorlardı dikkatimi çekti,araştırdım sizler için ve paylaşmak istedim.Cangum seu diye telafuz edilen janggeum-dream bu çizgifilmin bugünkü bölümünde,bir şekilde birbirine düşman olmuş iki köy var.Birinde insanlar koltuk değnekleriyle geziyorlar,ayak ağrısı çekiyorlar yürüyemiyorlar,diğerinde hiç bir sorun yok.Bir süre sonra anlaşıldı ki yürümekte zorluk çeken insanların sadece pirinç yedikleri için “Beri beri” hastalığına yakalanmışlardı,diğer köydekiler ıspanak,et yediklerinden böyle bir sorunları yoktu.Bana ilginç geldiği için sizin için araştırdım:

” Bir zamanlar Doğu’da, pirinç yenen ülkelerde yaygın olan bir vitamin eksikliği hastalığıydı. “Islak” ve “kuru” olmak üzere, başlıca iki tipi vardır. Islak tipte, kalp kası gevşemekte ve hastada zafiyet ve ödem (dokulara fazla su sızmasından ötürü, bacaklar ve karında meydana gelen şişlikler) ortaya çıkmaktadır. Kuru tipte ise, başlıca yıkım, organlara giden sinirlerde olup, hastada yürüme bozuklukları ortaya çıkar. Beri-beri, B1 vitamini (thiamine) eksikliğine bağlıdır ve vitaminin kaynağı olan kabuk bölümü çıkarılmış pirinç yiyenlerde görülmekteydi. Ayrıca, aşırı içki içen ve gastriti olan kişilerde de, hem vitamin emilimi bozulmakta, hem de iştah kesildiğinden, gerekli vitamin alınamamaktadır. Bu eksiklik, İkinci Dünya Savaşı’nın Japon esir kamplarında çok görülmekteydi. Tedavi: Thiamin vermektir ve etkisi yüzde yüzdür. B1 vitamine vücudun gereksinimi yaklaşık günde 1,5 mg’dır. Bu vitamin, bütün yaşayan hücrelerde ve bundan ötürü, çoğunluk doğal yiyeceklerde bulunur.”

alıntıyı daha kapsamlı bir bilgi olması açısından ilave ettim.Ve soframızda 5 renk kuralına uyarsak hastalığı kapımızdan uzak tutabileceğimizi söylediler.

yeşil-kırmızı-beyaz-sarı-tahıl ve bol su

örnek kahvaltı:yumurta,domates,biber,ekmek,şekersiz çay

ıspanak:Karoten vardır(A vitamini maddesi)Demir ve kalsiyum bakımından zengin bir sebzedir.Limon,portakal gibi turunçgillere yakın bir C vitamini vardır.Kansızlığa cilt hastalığına iyi gelir.Soğuğa karşı dayanıklılığı arttırır.

Et:Protein,A vitamini,D vitamini,B12 ve çinko bulunur.Fazlası da az olması da zararlıdır.Et ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayın.

Pirinç:Minerallerden yoksun ama karbonhidrattan zengin bir gıdadır.Doyurucudur.Doğuda pirinç haşlanılarak yediğinden kilo yapmaz ama batıya kaydıkça yağ ve tatlandırıcılarla masum pirinç kilo aldırıcı gıdalar içinde yer almaktadır.Pirinç lapası ile diyet yapıldığında zayıflatır ama bu 2 günü geçmemelidir.Tek yönlü beslenmeyle sağlığımızdan oluruz,beri beri hastalığının sebeplerinden biri de budur,tek yönlü pirinç ağırlıklı beslenmek,pirinç kandaki üreyi azaltır.Tuzsuz lapası tansiyonu düşürür,ishali keser.Böbreklerin iyi ve düzenli çalışmasını sağlar.Pirinçte karbonhidrat,B1,B2,E ve K vitaminleri bulunur.

January 17, 2010   1 Comment

Umut Yolcuları-1

umut yolcuları

Ayşegül Eyisoy

Hayat her zamankinden daha ağır geliyordu,hava soğuktu,üstüne eski hırkasını geçirdi,yolun karşısındaki fırına uğradı,her yer bembeyaz karla kaplıydı,fırına girerken ayağı kaydı tam düşecekti ki fırına un taşıyan işçilerden biri olan tonton ihtiyar adam tuttu kollarından,”dikkatli ol küçük”dedi.Teşekkür edip fırına girdi,elindeki bozuklukları verdi 2 tane kuruasan aldı,kesekağıdını sıkıca tutup hızla eve döndü.Henüz kimse uyanmamıştı,sütü ocağa koydu,ısıtıcıya su koyup altını yaktı.Tahta masaya dolaptaki zeytin tabağını yerleştirdi.Anne babası için bir de kardeşi için fincan,çatal,tabak çıkardı.Kuruasanları ikiye böldü tabaklara yerleştirdi.Fincanlara suları doldurup,çayları yerleştirdi.Annesi ve babası yine geç kaldıklarını söyleyip apar topar ellerine aldıkları yarım kuruasanlarla yollara düşerken çaylarından da kocaman bir yudum almayı ihmal etmediler.İkisi de fabrika da çalışıyordu.Kazandıklarıyla yıkılmak üzere olan bu binanın alt katını ancak tutabilmişlerdi.Okumayı çok istediği halde okula gidememişti.Erkek kardeşi gönderilmişti.Evin yükü ise bu küçük yaşta omuzlarına yüklenmişti.Kardeşini giydirdi,okula gönderdi,kızkardeşinin sütünü içirdi.Hayat acımasızdı,hayallerini bavula koyup dolabın en üstüne yerleştirmişti.

Devam Edecek…..

January 16, 2010   No Comments